Antibiyotikler ile vitamin almak zorunlu değildir

Biber Hapı makalesidir;
Bugün bazı hastane polikliniklerinde, hekim ve hattâ diş hekimi muayenehanelerinde tedavi amacı ile verilen her antibiyotik reçetesine bir de vitamin ilâcı yazılmaktadır. Bu tamamıyla hatalı bir görüştür ve bilimsel bir kanıya dayanmamaktadır. Burada, bu yanlışlık bilimsel yönden açıklanacaktır.
Aslında bugün antibiyotiklerin dahi, gerçek amacı dışında, ateş düşürücü ve hattâ ağrı dindirici olarak yazıldığı ve kullanıldığı bir gerçektir. İşte bu antibiyotiklerle birlikte bir de vitamin hapı almak adeta tıp prensibi haline gelmiştir. Daha 60 yıl evvel, benim genç hekimlik çağımda bir hayal, bir efsane halinde bilinen vitaminlerin bugün bir madde olarak tıp ve tedavi alanına sürülmeleri muhakkak ki büyük bir aşamadır. Her kazanılan yeni şeyde olduğu gibi, bu da bu gün, tam yerinde kullanılmamaktadır. Konuya başlamadan evvel şu ilkeleri belirtmekte yarar görmekteyim:
1- Normal ve çeşitli yapılan bir beslenme ile hiçbir zaman bir vitamin yokluğuna bağlı bir hastalık görülmez.
2- Beslenmede eğitim yetersizliği, tek taraflı beslenmeler, beslenmede fena alışkanlıklar, tüberküloz ve kanser gibi kronik hastalıklar, kişide sindirim asit ve mayalarında ileri derecede azlık veya yokluk, çok ağır işlerde çalışıp da bu çalışmanın gerektirdiği oranda besin maddesi alamama, bulûğ çağı, hamilelik, emziklilik, gibi günlük ihtiyacın arttığı koşullar, ekonomik nedenlere bağlı olmaksızın bazen Hipokarans dediğimiz hafif vitamin eksikliği belirtileri ortaya koyabilir. Birkaç gün gibi çok kısa bir süre; hatta tam bir yetersiz beslenme bahse konu olsa, hiçbir zaman vitamin eksikliği belirtileri görülmez. Vitamin eksikliği belirtisi görülebilmesi için yetersiz beslenmenin uzun süre, hatta aylarca sürmesi gerekir. Vücudumuz bu eksikliği kendi depolarından uzun süre kapatabilir. Vitamin eksikliği belirtisi daima doku bozukluğu şeklinde oluştuğundan bu da az çok uzun bir sürede gelişir.
3- Vitaminler çok hassas maddeler olup ışık, ısı, hava, asit, alkalin gibi ajanlara karşı dayanıksız oldukları gibi, beklemekle de etkileri azalabilir. Bu bakımdandır ki, eczanelerimizde çeşitli şekilde bulunan vitamin ilaçlarında ne miktar vitamin bulunduğu bilinemez. Sebze ve meyvelerde de durum böyledir. Bayatlayan sebze ve meyveler gün geçtikçe vitamin değerlerinden kaybederler. İşte bu nedenledir ki, son zamanlarda vitaminli ampullerüyofilize bir teknikle yapılmaktadırlar. Bu teknikle vitamin aktivitesi daha iyi korunmaktadır.
4- Bildiğime göre, vitaminler memleketimizde ne sentez yolu ile ve ne de sebze ve meyvelerden yapılmakta, Avrupa’dan kristal halinde getirilerek bizde çeşitli ilaç şekillerine sokularak ambalajlanıp piyasaya sürülmektedir. Yani VİTAMİN = DÖVİZ problemi de vardır.
6- Memleketimiz çeşitli besin maddeleri bakımından o kadar zengindir ki, dünyada bu durumda bulunan 7 ülkeden birisi olmakla övünüyoruz. Her şeyin en iyisi, en garantilisi en natüreli bulunduğuna, hiçbir mevsim taze meyve ve sebzemiz eksik olmadığına göre çok nadir haller müstesna, vitamin eksikliği nedeni ile vitaminli ilaçlara hiçbir tıbbi ihtiyaç ve zorunluluk yoktur.
7- Ancak bazı özel hallerde, bir yetersizlik düşüncesine bağlı olmaksızın, vitaminleri diğer farmakolojik özelliklerinden yararlanmak amacı ile bir ilaç gibi kullanmak mümkündür. Meselâ Nevraljiler, Nevritler, (sinir ağrıları ve iltihapları), Sanlıklar, Karaciğer hastalıkları, asit azlığı veya yokluğu olan mide iltihaplarında, uzun süren hastalık nekahetlerinde olduğu gibi.

Etiketler: , , , ,

Yorum yapın