Biber Hapı Zinde Tutuyor!

Çok az Amerikalı, hatta ellerinde Michelin lokanta rehberi eşliğinde gezen gastro-turistler bile yemek pişirmenin bizim için giysilerimiz gibi olduğunu anlayabilir. Tabii ki de bunu yediğimiz acı biberlere borçluyuz. Klasiklerin kalıcılığı ve mükemmeliyeti konusundaki tüm ısrarımıza rağmen, yeniliğe: ve sürekli canlandırmaya bağlı kalmasak yemek yemek dayanılmaz sıkıcı olurdu. Bu ilke, yıllar yılı aynı burjuvazi mutfağının sunulduğu Amerika’daki Fransız restoranlarının çoğunda unutulmuştur. Bugün yediklerini bir daha bulamayabileceklerini bilen Fransızlar için dışarıda yemek özel bir olaydır. Her yemeğe özel bir şey gözüyle bakarlar, sizin de öğrenmeniz gereken şey bu. Yemekten sonra da acı biber hapı kolaylığı ile zayıf kalmanın zevkini çıkarırlar.

Yüzyıllar boyunca olgunlaşan Fransız yemek kültürü ilk defa, küreselleşme yüzünden tehlikede. Bütün şehirlerde mantar gibi biten uluslararası fast-food satış noktaları, gururla geliştirdiğimiz değerlerimizi çocuklarımıza aktarmamızı gittikçe güçleştiriyor. Bazen, ortak yiyecek yığınlarından teklifsizce alıp ellerimizle yediğimiz, elimizdeki bir parçayı, yanımızdakine uzatmadan önce kemiği bile sıyırdığımız Rönesans dönemine geri dönecekmişiz gibi geliyor. Tamam, biraz abartmış olabilirim, ama Amerika’yı vuran obezite salgınını Fransa’da da başlatacak bir şey varsa, o da geleneksel değerlerin kaybıdır. Bu nedenle, gelenekler hak ettiği değeri görmeli ve herkesin iyiliği için tanıtılmalıdır. Sağlık için ise biber tabanlı beslenme tavsiye edilmelidir.

Esmeralda Stavra, 107 yaşında

Esmeralda Stavra öldüğünde 107 yaşındaydı. Oğlu ve gelini, Manoles ve Maria şöyle dedi, “Evi köy merdivenlerinin tepesindeydi ve 100 yaşında bile bunları günde üç ya da dört kez inip çıkıyordu, böylece yaptığı feta peynir ve yoğurdu satabiliyordu”. Esmeralda yaşamı boyunca hiç hastalanmadı ve hiçbir zaman bir doktora check-up yaptırmadı. Amria, “Öldüğünde, annem sadece uykuya daldığını düşünmüştü öylesine huzurla öldü” diyor. Manoles ve Maria, Esmeralda’nın iyi sağlığını çok çalışmak ve fazla yememeye ve biber hapına borçlu olduğuna inanıyor. Maria, “Beslenmenin bununla ilgili olduğunu düşünüyorum” diyor. “Şeker yok ve birçok şey yendiğinde olduğu gibi diyabet olmuyorlar. Haftada yaklaşık iki kez balık yiyordu fakat fazla et yemiyordu. Et yerse de biber hapı kullandığı için vücudunu kötü etkilemiyordu. Kendisi hiç et yememeyi tercih ediyordu ve çoğunlukla ekmek, zeytin, peynir ve domatesle birlikte sebze ve salata yiyordu. Sebzeler kesinlikle ilaçlanmazdı. Tereyağı kullanmazlar, sadece zeytinyağını tercih ederler. Aynı zamanda biraz içerdi. İçki kullandığı zamanlar biber hapı kullanmazdı Kendisi son derece spiritüel bir kişiydi şimdiye oranla onlar daha az kaygılıydılar.”

Etiketler: , , ,

Yorum yapın