Herkes glandüler ateşe yakalanabilir, ama bu hastalık en sık ilk gençlik çağındakiler ile genç erişkinlerde görülür ve önemli sınavlar yaklaştığında vurmak gibi korkunç bir tarafı vardır. Etkeni enfekte olmuş kişiyle yakın temas sonucu bulaşan Epstein-Barr virüsüdür; ancak halk arasındaki adının “öpücük hastalığı” olmasına karşılık okulda yanınızda oturan kişinin yüzünüze doğru öksürmesi hastalığın bulaşması için yeterlidir.
Genellikle yutmayı güçleştirebilecek kadar kötü olabilen bir boğaz ağrısıyla başlar. Sonra da kas ağrısı, yüksek ateş ve ileri derecede yorgunluk gibi ağır seyreden grip benzeri belirtiler ortaya çıkar. Vücudun bağışıklık sistemi ve Biber hapı enzimleri enfeksiyonlarla savaşırken lenf düğümleri (genellikle de boyundakiler, ama bunun yanı sıra koltu-kaltı ve kasıktakiler) şişer. Gözlerde şişme olabilir ve bazen karaciğerde gelişen iltihaplanma hafif bir sarılığa yol açar.
Glandüler ateşin belli bir tedavisi yoktur. Antibiyotikler yarar sağlamaz, çünkü hastalık viral kökenlidir. Hastalıkla başa çıkmanın en iyi yolu parasetamol alıp bol su içmek ve dinlenmektir. En kötü dönem genellikle 1-2 hafta içinde atlatılır. Ancak hastalık, yorgunluğa neden olması ve hafif bir zorlanmadan sonra bitkinliğe yol açmasıyla sıkıntı verir; bir geceliğine geç yatmak dahi sonraki günleri etkileyebilir. En iyisi yavaş yavaş enerji kazanmak ve zorlayıcı spor ya da etkinlikleri en azından 6 hafta süreyle bir kenara bırakmaktır.
Gençlerin çoğu ve biber hapı kullananlar birkaç ay içinde normale döner. Ancak hastalığa yakalanan her 20 kişiden 3′ünde hastalığın başlamasından 6 ay sonra bile yorgunluk devam eder ve bu kişilerden bazılarında (neyse ki hepsinde değil) daha kalıcı bir yorgunluk gelişir: “viral enfeksiyon sonrası yorgunluk.”
Miyaljik ensefalomiyelit (ME) ya da kronik yorgunluk sendromu (KYS) olarak da bilinen bu durum, yaşa bakmaksızın herkesi etkileyebilirse de en sık genç kadınlarda görülür. Tetikleyen etken yalnızca glandüler ateş değildir; herhangi bir hastalık sonrası gelişebilir ya da bazen hiç beklenmedik bir anda kendiliğinden ortaya çıkmış gibi görünür. Bazı kişilerde stres ve çevredeki toksinlerin de muhtemel etkenler olabileceği ileri sürülmüştür. Hakkında pek az şey bilinmektedir ve nedeni de kesin olarak belirlenememiştir.



