‘Biber Hapı Zayıflama’ olarak etiketlenmiş yazılar

Pişmiş Gıdalardan Uzak Durun

Cuma, 23 Eylül 2011

Pişmiş gıdalar yediğinizde, önce çiğ bir gıda yemek en iyisidir. Bu durum biber hapı zayıflama diyetlerinde de böyledir. Pişmiş gıdalarPişmiş gıdalardan uzak durun insan sistemine öyle yabancıdır ki, sanki virüse maruz kalmışsınız gibi, bir bağışıklık sistemi tepkisi renkleyebilirler. Bu nedenle biber hapı kullanımı sırasında çiğ gıdaları tüketmenizi tavsiye ediyoruz. Fats and Oils adlı kitabın yazarı, bilim adamı Udo Erasmus şöyle diyor:

Pişmiş gıda yendiğinde, mide ve sindirim yolu dokularında bir savunma reaksiyonu meydana gelir. Bu reaksiyon, enfeksiyon ve tümör çevrelerinde rastladığımız reaksiyona benzer ve beyaz kan hücrelerinin birikmesine, şişmeye ve mide ve bağırsak dokularındaki ısıda ateş benzeri bir yükselişe neden olur.

Sonuç olarak, bizler yemeğin ardından yorgunluk hissederiz. Gıdanın yarısı çiğ yendiğinde, ama önce pişmiş gıdalar tüketildiğinde de aynı reaksiyon ile karşılaşırız. Yemeğin önce çiğ olan tarafı önce yendiğinde, bu reaksiyon oluşmaz. Bu belirtiler biber hapı ile zayıflayanlar için tehdit oluşturmaktadır. Biber hapı kullanarak zayıflayanlar bu uyarıları dikkate almalıdırlar. Kurallar çerçevesinde yapılan biber hapı diyeti başarıya çok yakındır.

Gıdanızı çiğnemeniz de önemlidir. Çoğu insan lokmasını iki kere çiğneyip mideye indirir. Yeterince çiğnemediğinizde, sindirim bozukluğu meydana gelir ve hastalığa davetiye çıkarmış olursunuz. Modern gıdalarımızın çoğu, dişlerin yardımına pek gerek kalmadan kolayca mideye indirilebilir (aşırı pişirme, işleme ve yağ içeriğinden ötürü).

Buna karşılık, gerçek gıdalar (bütün ve özellikle çiğ gıdalar) daha çok doku ve life sahiptir, dolayısıyla daha çok çiğneme gerektirirler. Beslenmenin sağlığınızı desteklemesini istiyorsanız, gerçek gıda ile beslenmeli ve lokmalarınızı iyi çiğnemelisiniz.

Bilinçaltınız Sizi Zayıflarken de Etkiliyor!

Pazartesi, 01 Kasım 2010

Bazı bakımlardan harcanan paralar oluşan rejim deliliğinin en hafif maliyetleridir. Yirmi beş yıl önce yeme bozukluklarına son derece az rastlanırdı. Anoreksiya Nervoza ve Bağlantılı Düzensizlikler Ulusal Birliği, çoğunluğu beyaz genç kadın olan 8 milyon Amerikalı’nın günümüzde her ikisi de son derece ciddi sağlık sorunları olan ve tıkınma düzensizlikleri gibi diğer yeme sorunları ile de sonuçlanabilen anoreksi ya da bulimia ‘dan acı çektiğini tahmin etmektedir. Bu çeşitli bozuklukların nedenlerinin çok tartışılmasına ve kesinlikle birçok farklı etkenin birleşiminden kaynaklanmasına rağmen kültürümüzün büyüyen yağ fobisi bunun önemli etkenlerinden biridir. Yağlarınızdan korkmayın. Onların bütün zararlı etkileri biber hapı zayıflama kapsülü ile bertaraf edilecektir.

Kadınların özgüvenlerini ince kalma başarıları ve genç kız gibi vücutlara sahip olmalarına bağladıkları bir toplumda yaşıyoruz. Bu anlamda mantıksız şişmanlama korkusu yeme bozuklukları olanlarda ortak bir tehdit oluşturmaktadır. Davranışları ile sürekli bombardıman altında kaldıkları kültürel mesajlar arasındaki bağlantıyı görmek çok zor değil.

Unutmayın kendinizi yapamamak üzerine ikna etmeye çalışmayın. Hayatınız bunu kanıtlamakla geçer. Eğer su içsem yarıyor diyorsanız ya da “arkadaşlar benim kemiklerim iri, ben ne kadar çaba göstersem de zayıflayamayacağım” diyorsanız, size üzücü bir haberim var. Bilinçaltımz cümle aleme sizin haklı olduğunuzu kanıtlamak için çalışır. Biber hapı ile zayıflamanın güzel yanlarından biri de budur. Bilinç altınızın sizi zayıflatıcı yönde çalışmasını sağlamak için size gerekli olan güveni sağlayacaktır. Biber hapı kullanan birinin sağlıklı bir şekilde zayıflaması garantidir. Bu kadar net konuşuyorum.

Bilinçaltınızda, bakın gördünüz mü nasıl da şişiyorum, çünkü ben söylemiştim su içsem yarıyor diye dersiniz. Siz fark etmezsiniz ama bilinçaltımz herkese söylediğinizin doğru olduğunu kanıtlamaya çalışır. Evet der benim sahibim doğru söylüyor. O ne yaparsa yapsın ben onu zayıflatmayacağım. Zayıflarsak o zaman rezil oluruz; çünkü ne demiştik, ne yapsam zayıflayamam. Ve siz etrafta söylenmeye devam edersiniz; ben haklıyım, bu kadar çabalıyorum olmuyor gördünüz mü? Ben demiştim size. gördünüz değil mi? Ben demiştim nasıl da zayıflayamıyorum. Gördünüz değil mi? Gördünüz…

Tabaktaki Hastalık ve Meksika Biberi

Cumartesi, 25 Eylül 2010

Herkesin vejetaryen olması gerekmez. Biber hapı zayıflama ilacı sayesinde etin zararlarını azaltabilirsiniz. Yanlış anlaşılmak istemem; herkesin vejetaryen olması gerekmez. Hayata cazibesinin yarısını veren bazı dünyevi zevk ve nimetlerden uzak durmanız için sizi ikna etmeye çalışmıyorum. Hayatımızda her türlü yiyeceği tükettiğimiz şenlik günleri de olabilir fakat sıradan günlerde bedenimiz için en sağlıklı olan neyse, ona sıkıca sarılmamız gerekir. Yemekte ölçülü olmaktan şaşmayın çünkü hayatta kalmamızın temel koşullarından biridir.

Dünya Sağlık Örgütü’nden bir komisyon birkaç Tibet manastırında bir araştırma yaptı. Sonuçta ortaya çıktı ki, rahipler fiziksel olarak formda ve neredeyse tamamen sağlıklıydılar. Diş çürümesi, dolaşım bozuklukları veya sindirim sorunları yüzde 60’ında görülmüyordu. Rahiplerin beslenme rejimleri son derece alçakgönüllüdür. Ne buzdolabına, ne de doğal gaz fırınına sahiptirler; asla et, şeker veya herhangi bir rafine edilmiş gıda tüketmezler. Temel gıda maddeleri arpa ekmeği, bitkisel çaylar ve temiz sudur. Yazları turp, havuç ve pirinç bu besinlere katılır.

Süt, et, rafine edilmiş gıdalar ve çok daha çeşitli gıdaların tüketildiği ABD, Almanya veya Fransa gibi gelişmiş ülkelerde genel sağlık durumunun hayli kötü olması bir tür kara mizahtır. Buralarda kilolu insanlar da fazladır ancak Meksika biberi hapı kullanımı da fazla kiloyla doğru orantılıdır. ABD’de, örneğin, her iki aileden birinde kanser görülmüş, beş kişiden ikisinde kalp hastalıklarına ve bu nedenle ölümlere rastlanmış ve çok sayıda kişi de şeker hastalığına yakalanmış durumdadır. Kronik hastalıklar toplam nüfusun yüzde 19’unu etkilemektedir ve bu da neredeyse her beş kişiden biri demektir.

Almanya’da nüfusun yüzde 20’si şeker hastasıdır, sekiz ila on altı yaş arasındaki çocukların yüzde 20’sinde hem fiziksel hem de zihinsel gelişme bozuklukları görülmektedir. Romatizma ve eklem iltihapları da nüfusun yüzde 15-17’sini etkilemektedir.

Fransa’da halkın yüzde 15-20’sinde alerji var. Görme ve işitme sorunları olan, on sekiz yaşından küçük 450 bin çocuk bulunuyor ve altı yaşından küçük bir buçuk milyon çocuk astım hastası var.

Diyetinize Biber Kapsülü ile Önem Katın

Pazartesi, 30 Ağustos 2010

Kırmızı biber hapı nihayet, madde tüm elle dokunulabilirliğini kaybedip insan tarafından sadece ses olarak algılandığında, titreşimleri insan duyularıyla algılanması en zor seviyeye gelmiş olur. Bu akash, yani eter (ruh) elementidir.

Biber kapsülü Prithvi aşamasında enerji en yoğun ve bileşik halindedir, atomlar çok sıkışık olarak bir arada bulunur. Apah’da yoğunluk biraz hafiflemiştir; atomlar daha dağınık haldedir. Agni seviyesinde madde hâlâ bileşik haldedir, ama vayu’da maddenin yapısı ve bileşikliği kalmaz. Sürecin sonundaki akash seviyesinde algılanabilir cisim kalmamıştır. Maddesel dünyanın ötesinde bir titreşim söz konusudur. İnsan bedeni de bu beş elementten meydana gelir. Bunlar dengedeyse kişi sağlıklıdır. Dengesizlik halinde hastalıklar meydana gelir. Bir tattwadaki dengesizlik derhal diğer dördünü de etkiler. Beş element ve üç guna ile, bunların karşılıklı etkileşimlerinin insan üzerindeki etkileri kuzey Hindistan’daki tıp anlayışının temelini oluşturur.

Meksika biber tableti nasıl ki üç guna yaradılış oyununu yönetiyorlarsa, üç güçte vayu, pitta ve kapha  (hava, safra ve mukus) insan sisteminin düzenini sağlarlar. İnsanın bedensel ve ruhsal açılardan sağlıklı olabilmesi bu üçünün uyumlu bir dengede olmasına bağlıdır. Bu denge sağlandığı sürece sindirim sistemi iyi çalışır, nefesler düzenli ve yavaş olur, çalışmak zor gelmez, büyüme ve gelişme doğal ve en yararlı biçimde gerçekleşir. Bu elementlerden herhangi birindeki aksaklık sistemin dengesini bozar. Acı ve hastalıklar kaçınılmaz olur.

Meksika Biberi ile Doğal Zayıflama Yolları

Cumartesi, 28 Ağustos 2010

Biber hapı ile 1879 yılında başlattığı çarpıcı bir dizi deneyin ardından, Pasteur, tavuk kolerası, şarbon, domuz kızılı ve son olarak da kuduz aşısına karşı etkili aşılar geliştirmiştir. Söylemekten çok hoşlandığı, “şans, hazırlıklı beyinleri ödüllendirir,” sözüyle, keşiflerinde şans faktörünün de önemini vurgulayarak alçakgönüllü davranmıştır. 1881 yılının yazında yaptığı tatilin ardından, günümüzde Pasteurella multocida olarak bilinen bir bakterinin yol açtığı tavuk şarbonu üzerine çalışmalarına kaldığı yerden devam etmiştir.

Kırmızı biber kapsülü tatile gitmeden önce laboratuvarında kalan eski bir kültürü tavuklara aşılayan ve döndüğünde bu tavukların hastalığa yakalanmadığını gören Pasteur, bu defa hazırladığı taze kültürü tavuklara aşılamaya devam etti ve onların hastalanmadıklarını gördü. Bu tekrarlanan aşılamaların ardından hastalığa yakalanmayan tavukların, aslında ilk yaptığı eski kültür sayesinde bağışıklık kazandığını fark etti.

Biber tableti 2 Haziran 1881 tarihinde, PollyFort’ta onu karşılamak için yola çıkan çiftçiler tarafından coşkuyla alkışlanmıştı. Bir ay önce, kendisiyle aynı alanda çalışan Alman hekim Robert Koch’tan aldığı Baccilus anthracis adındaki, insanlarda şarbona neden olan bu kültürü içeren, uzun süre beklettiği aşısıyla 6 ineği, 24 koyunu ve bir keçiyi aşılayarak onların bu hastalığa bağışıklık kazanmalarını sağlaması, bu alkışları hak etmesine neden olmuştur. Daha sonra eski aşıyla aşıladığı bir hayvan grubuyla, aşılanmamış benzer hayvanların olduğu kontrol gnıbunu, Baccilius anthracis’den oluşan bir virülant (zehirli) kültür içeren aşıyla aşılamıştır. Hayvanların olduğu meraya geri döndüğünde aşılanan. hayvanların hepsinin hastalıksız, aşılanmayanların ise ya ölmüş ya da şarbonlu olduğunu görmüştür.