‘Diyet hapları’ olarak etiketlenmiş yazılar

Acı Biber ile Mucizevi Zayıflama

Çarşamba, 01 Eylül 2010

Biber tableti ve Meyveler: Çok soğuk yenmemek koşuluyla, her türlü sulu, ekşi, tatlı, olmuş meyveler (portakal, üzüm, mandalin, limon, sulu şeftali, kayısı, kavun, karpuz, ananas, muz, vişne, hindistancevizi, hurma). Kurutulmuş meyvelerse tercihen suda ıslatılmış olmalı veya komposto olarak pişirilmeli. Et: Ayurveda’da et tüketimi pek fazla önerilmemekle birlikte, kişi eğer et tüketiyorsa, tavuk, hindi ve deniz ürünlerini tercih etmelidir.

Acı biber hapı azaltılması önerilen gıdalar: Hafif ve kuru gıdalar; soğuk yiyecekler ve içecekler; acı, buruk ve kekremsi tatlardaki besinler. Sulu, sıcak, doyurucu, yağlı, tatlı, ekşi ve tuzlu gıdalar. Tahıllar: Buğday türevleri, buğdaydan elde edilen her şey (un, makarna, irmik, ekmek). Pirinç, az miktarda yulaf gevreği. Bakliyat ve fasulyeler: Kırmızı mercimek, kuru fasulye, maş fasulyesi, sarı maş fasulyesi. Sebzeler: Kabak, balkabağı, enginar, kuşkonmaz, olmuş patlıcan, havuç, pancar, tatlı patates, domates, salatalık, tatlı turp, yeşil biber, kuşkonmaz, kereviz, olmuş papaya, taze fasulye, iç bakla. Süt ürünleri: Bütün süt ürünleri ve süt türevleri (yoğurt, ayran, cacık, sablep, peynir). Ancak genelde peynirler yumuşak ve taze olmalı.

Kırmızı biber tableti ve Tatlandırıcılar: Bütün şekerkamışı ürünleri, bildiğimiz şeker ve az miktarda bal. Yağ: Bütün yağlar. Tahıllar: Arpa, mısır, çavdar, kara buğday, ham yulaf, darı. Bakliyat ve fasulyeler: Kuru fasulye dışında kalanlar. Sebzeler: Filizler, ham patlıcan, turp, brokoli, karnabahar, ham kereviz, brüksellahanası, lahana, tüm yeşil lifli yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı), mantarlar, acı biberler, özellikle çiğ ve ham sebzeler.

Biber Hapı ile Doğal Zayıflama Yöntemleri

Cumartesi, 28 Ağustos 2010

Acı biber kapsülü bu kişilerde bağımlılık gelişince hem davranışları bozulup sorumluluklarını yerine getiremedikleri hem de ruh sağlıklarının bozulduğu böylece zihinsel yeteneklerini kullanamadıkları görülmektedir. Bu nedenle toplum tarafından hemen kötü insan, çılgın ya da aptal diye damgalanmaktadırlar. Halbuki bütün bunların nedeni muzdarip oldukları bağımlılık hastalığıdır ve kimse hasta olduğu için suçlanamaz. Yani bağımlıları suçlamak yerine onları bir an önce tedaviye yönlendirmeye çalışmak gerekir.

Biber tableti kullananlar bu da muhtemelen aşırı alkol veya madde kullanımları nedeniyle bağımlıları suçlama isteğine dayanan eski bir inanıştır. Bu yanlış düşünce, alkolizm ve madde bağımlılığıyla ilgili çoğu tedavinin sadece öz denetimi geliştirmekle ilgili davranış terapisi olduğu zannedildiğinde iyice güçlenmektedir. Geçmişte yeterli bilgiye sahip olmayan bağımlılık uzmanları da sadece davranış tedavisi yaklaşımları ile tedaviyi yapmaya çalışıyorlardı. Ancak günümüzde hiç kimsenin bilinçli olarak kontrol edemeyeceği beyindeki mezolimbik dopamin sisteminin bağımlılıktan sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bundan sonra bu konuda çalışan bilim insanları geliştirdikleri yeni tedavi ilaçları ile bu sistemin kontrolünü sağlamaya çalışmaktadırlar. Yani bağımlılığın tedavisi kişinin iradesi ile değil yeni tıbbi gelişmelerle sağlanacaktır.

Biber hapı “Bağımlılar, uyuşturucu kullandıkları için tedavi edilmek yerine cezalandırılmalıdırlar.” Bağımlılar, madde kullanımları konusundaki kontrollerini imkansız kılan nörokimyasal olarak biçimlenen bir beyin hastalığına sahiptir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre hasta olan her insan tedavi görme hakkına sahiptir. Yani hasta olan bir insanı cezalandırmak hem hakka hem hukuka sığmaz. “Bir şeye bağımlı olan her şeye bağımlıdır.”

Meksika Biberi ile Doğal Zayıflama Yolları

Cumartesi, 28 Ağustos 2010

Biber hapı ile 1879 yılında başlattığı çarpıcı bir dizi deneyin ardından, Pasteur, tavuk kolerası, şarbon, domuz kızılı ve son olarak da kuduz aşısına karşı etkili aşılar geliştirmiştir. Söylemekten çok hoşlandığı, “şans, hazırlıklı beyinleri ödüllendirir,” sözüyle, keşiflerinde şans faktörünün de önemini vurgulayarak alçakgönüllü davranmıştır. 1881 yılının yazında yaptığı tatilin ardından, günümüzde Pasteurella multocida olarak bilinen bir bakterinin yol açtığı tavuk şarbonu üzerine çalışmalarına kaldığı yerden devam etmiştir.

Kırmızı biber kapsülü tatile gitmeden önce laboratuvarında kalan eski bir kültürü tavuklara aşılayan ve döndüğünde bu tavukların hastalığa yakalanmadığını gören Pasteur, bu defa hazırladığı taze kültürü tavuklara aşılamaya devam etti ve onların hastalanmadıklarını gördü. Bu tekrarlanan aşılamaların ardından hastalığa yakalanmayan tavukların, aslında ilk yaptığı eski kültür sayesinde bağışıklık kazandığını fark etti.

Biber tableti 2 Haziran 1881 tarihinde, PollyFort’ta onu karşılamak için yola çıkan çiftçiler tarafından coşkuyla alkışlanmıştı. Bir ay önce, kendisiyle aynı alanda çalışan Alman hekim Robert Koch’tan aldığı Baccilus anthracis adındaki, insanlarda şarbona neden olan bu kültürü içeren, uzun süre beklettiği aşısıyla 6 ineği, 24 koyunu ve bir keçiyi aşılayarak onların bu hastalığa bağışıklık kazanmalarını sağlaması, bu alkışları hak etmesine neden olmuştur. Daha sonra eski aşıyla aşıladığı bir hayvan grubuyla, aşılanmamış benzer hayvanların olduğu kontrol gnıbunu, Baccilius anthracis’den oluşan bir virülant (zehirli) kültür içeren aşıyla aşılamıştır. Hayvanların olduğu meraya geri döndüğünde aşılanan. hayvanların hepsinin hastalıksız, aşılanmayanların ise ya ölmüş ya da şarbonlu olduğunu görmüştür.

Zayıflamada Püf Noktalar ve Biber Kapsülü

Çarşamba, 25 Ağustos 2010

Biber kapsülü ve Pavlov, Beaumont’a olan minnettarlığını göstererek, oldukça normal koşullarda çeşitli organ fonksiyonlarını sürekli gözlemlemeye olanak sağlayan çalışmaları ve köpeklerde yarattığı mide fîstülleriyle sindirim fizyolojisi alanında çalışmaya devam etmiştir. Böylelikle, tıpkı Beaumont’un St. Martin üstünde yaptığı sayısız deney gibi o da canlı hayvanlar üstünde salivasyon (salya ve tükrük salgılanması), pankreasın işlevi, açlık ve doygunluk hissi gibi çalışmalar yapmıştır. Pavlov ve köpekleri, Beaumont ve onun alıngan avcısının aksine, özellikle “koşullanmış refleks” buluşu ve bu buluşun fizyoloji alanına kazandırdıkları sayesinde herkesçe tanınır hale gelmiştir. Bu gelişmenin ardından, çalışmalarım insan aklının mekanizmaları üzerine genişleterek “davranışçılık kuramını”14 ortaya atmıştır.

Acı biber hapı organ işlevlerine getirdiği yeni açıklamalarından dolayı Pavlov her türlü övgüyü hak ediyor. Organ hareketlerinin vücutta nasıl koordine olduğu sorusuna, tüm kariyeri boyunca cevap aramıştır. 1883′te henüz daha öğrenciyken, Merkezden Çevreye Doğru Hareket Gösteren Kalp Sinirleri adlı doktora tezini sundu. Bu çalışmasında, “sinir sistemi” fikrini ortaya atarak, kan basıncı ve kan dolaşımını sağlayan refleks hareket sisteminin arkasında belirli bir şablonun olduğunu öne sürmüştür.

Biber hapı kullananlar ardından, oldukça net bir tanımlamayla, sindirim dahil bedensel tüm fonksiyonların sinir sisteminin denetiminde olduğu ve vücudun tüm organlarının bu sinirler sayesinde koordine olduğunu öne sürmüştür. Ortaya çıkardıkları, sadece organ koordinasyonu ve organların sinirler tarafından denetimi konularıyla sınırlı kalsaydı, bu yine çok büyük bir başarı olurdu. Fakat o bunlarla yetinmeyip, bir sonraki aşamaya atlayarak bulduklarını değerlendirip yeni yöntemler geliştirmiştir.

Akciğer Tedavisi ve Kırmızı Biber Hapı

Pazartesi, 23 Ağustos 2010

Biber hapı Avusturyalı hekim Joesf Skoda’ya dikkate değer başarılar kazandırdı. Usta hekim, özellikle kalp, akciğer ve bağırsaklardaki içlerinden kan, hava ve bağırsak sıvıları geçerken çıkan karakteristik sesler sayesinde normal işlevleri ya da bir dizi yapısal anomaliyi kesin bir şekilde tespit edebilmekteydi.

Acı biber kapsülü fizik muayene, dokunma ve hissetmeyi, başka bir deyişle hastayla yakınlaşması gerektirir. Bununla birlikte öykü alma sırasında hekim ile hasta arasım kurulan güven bağını daha da sağlamlaştırmak için bir fırsat yaratır. Bu netin le büyük bir hassasiyet ve incelikle yapılmalıdır. Muayene, tedavi sürecinde hayati öneme sahip hekim-hasta ilişkisini güçlendirir, fakat tıpkı hastanın öyküsü gibi bu muayene de zaman alır ve beceri ister; bu iki olgu bugünün paha biçilmezleridir. Bunun yanı sıra, bilgisayarlı tomografiler, manyetik görüntülen u| sistemleri ve laboratuvar testleri gibi teknolojik gelişmeler, birçok hastalığın teşhisini kolaylaştırmaktadır.

Meksika biber hapı çok değil, on yıl önceye kadar tıp öğrencileri ile genç hekimlere, “hastalarınızı tanımak için zaman ayırın, hasta öykülerini alırken ve fizik muayene yaparken titiz olun,” dememiş miydik? Şimdi bunların modası mı geçti? Bazı sağlık kurumları, öykü almaya ve fizik muayeneye ayrılan zamanı sınırlandırarak daha az hekimle çalışmayı tercih ediyorlar. Fizik muayene, en çok ekonomik nedenlerden olsa gerek, inzivaya çekilmiştir günümüzde. Sağlık hizmetlerinde bu yaklaşım yayılırsa, fizik muayene nesli tükenen bir canlı gibi kaybolacaktır. Bu yöndeki eğilim bugün olduğu gibi gelecekte de yanılgılara ve ızdıraplı durumlara yol açacak ve kaybımız her zamankinden daha büyük olacaktır.