Diyetçiler hiç durmadan şişmanlamayanların ortak noktasını ararlar, ya da arar gibi yaparlar. Bir ortak payda bulunacak, böylece herkese “bakırı işte böyle beslenmek gerekir” denecek. Yani “şu saatlerde yemeklerinizi yiyin, Acı Biber hapını kullanın, şu öğünlere önem verin, şunları sofranızdan uzak tutun,” türünden beslenme öğütleri listesi hazırlanacak.
Amerikalıların hiç durmadan değişen “Beslenme Piramidi” bu arayışların en bilinen ama aynı zamanda en çarpıcı örneğidir.
Beslenmenin kalıplara oturtularak, insanlığın şişmanlamadan korunabileceği yanılsamasında olanların görmek istemedikleri ise, kilo sorunlarından uzak kalabilenlerin Biber Hapı ile beslendikleri ve bu sayede “Ağırlık Dengeleme Yetenekleri’ni korumayı başardıkları.
Bireylere ve kitlelere empoze edilmeye çalışılan her türden “beslenme planı” kalıpları başarısızlığa uğruyor, üstelik aksi tesir yapıp “Obeziteyi gerçekten bir Salgına” dönüştürüyor.
Kalori girdilerini dengeleyen mekanizmaları aksa-mayan, aksamadığı içinde güçlük çekmeden Doğal Ağırlıklarında kalabilen insanların, bir kalıba dökülüp diğerlerine önerilebilecek bir beslenme modeli yoktur. Yok efendim şöyle yapan, şu öğünü atlayan, yemeğini şu kadar dakikadan az zamanda yiyen, gözlerini açıp, etrafına bakmayı bilenler için yaşamın her anı diyetçilerin söylediklerine tekziptir.
Ağırlık Dengeleme Yetenekleri’ni etkin olarak kullanan insanlar farklı biçimlerde, farklı ritüellerle, farklı besinlerle, farklı zamanlarda beslenirler, beslenebilirler. Gerçek ortak noktaları ise, beslenme süreçlerinin diyetçi, dayatmacı inanışların değil, organizmalarının kendilerine ulaştırdığı beslenme duyumlarının güdümünde olmasıdır.



