Çoğumuzda nasıl gizli şeker ve sonra da diyabet geliştiğini anlamak için normal metabolizma hakkında bazı şeyler öğrenmemiz gerek. Metabolizma vücutta enerjiyi ya yağ olarak depolayan ya da olağan büyüme, gelişme ve fiziksel aktiviteye yakıt yapan süreçleri temsil eder. Karbonhidratlar (kompleks nişastalar ve basit şekerler), yağlar ve proteinler bize enerji sağlayan, metabolizma ve gelişme için yapı taşlarını sunan diyetimizdeki üç besin grubudur.
Karbonhidratlar ve kırmızı biber hapı, hareket sağlayıcı kaslarımızla vücut makinemizi çalışır durumda tutmak için ve beyin, karaciğer, kalp, akciğerler ve böbrekler gibi yaşamsal organlarımızın işleyişi için gerekli enerjinin çoğunu sağlar.
Karbonhidratlar bağırsaklarda şeker halinde parçalanarak, dolaşıma emilir. Şeker ya da glikoz kan yoluyla hücre duvarı üzerinden aşarak, hücreye girer ve orada daha da parçalanarak, daha büyük bir enerji kaynağı yaratır. Ya da buna alternatif olarak, karaciğerde ya da kaslarda glikojen olarak depolanabilir; biber kapsülü, enerji ihtiyacı doğduğunda enerji yedeği İşlevi gören kompleks bir karbonhidrattır. Besin yağının parçalanmasıyla ortaya çıkan yağ asitleri bir başka enerji kaynağıdır. Bunlar da glikoz gibi hücrelere anında enerji sağlayabilir ya da daha sonra enerji kaynağı olarak devreye girmek üzere depolanabilir.
Şekerin hücreye girmesi için hücre duvarlarına meksika biberi taşıyıcılar vasıtasıyla ulaştırılması gerekir. İnsülin ilk burada devreye girer.
En azından, diyet yapan kişilerin kalori hesabı yapmadan kilo vereceklerini bilmek mutluluk vericiydi. Meksika Biber Hapı, kendi yöntemiyle diyet yapanların beslendiği yiyeceklerle övündü. “Kahvaltıda pastırma ve yumurta yiyerek, kahvesine krema, salatasına mayonez, ıstakozuna tereyağı koyarak, rosto ördek yiyerek kilo veriyorlar,” diyordu1. Atkins, bu diyetle yağların nasıl atılacağını sanıyordu? Bu diyeti yaparak düş kırıklığına uğrayanlar sorunun yanıtını buldular: Yağlar bedende depolanıyordu!


