<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Biber Hapı Zayıflama Satış Sitesi &#187; vitamin</title>
	<atom:link href="http://www.biberhapizayiflama.org/tag/vitamin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biberhapizayiflama.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 12:47:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kalori Yakmada Etkiler</title>
		<link>http://www.biberhapizayiflama.org/kalori-yakmada-etkiler.html</link>
		<comments>http://www.biberhapizayiflama.org/kalori-yakmada-etkiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2011 12:30:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yurtseven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biber Etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Biber Kapsülü]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Biber hapı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapizayiflama.org/?p=1368</guid>
		<description><![CDATA[Günlük aldığımız kalori miktarını Biber hapı ile yakabiliriz. Diyet yapmaya gerek kalmadan ve spor yapmadan kalorilerden kurtulmamıza yardımcı tek hap Biber hapı olduğunu hatırlatmak isteriz sağlıklı ve başarılı şekilde kilo vermeye yardımcı sadece Biber hapı olduğunu söyleyebiliriz. Biber hapı faydalarından yararlanmak için yapmanız gereken Biber hapı satış yerlerinden temin etmektir. ve garantili Biber kapsülü ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-1369" src="http://www.biberhapizayiflama.org/wp-content/uploads/kalori-yakmada-etkili-biber-hapi.jpg" alt="" width="150" height="150" />Günlük aldığımız kalori miktarını Biber hapı ile yakabiliriz. Diyet yapmaya gerek kalmadan ve spor yapmadan kalorilerden kurtulmamıza yardımcı tek hap Biber hapı olduğunu hatırlatmak isteriz <strong>sağlıklı ve başarılı</strong> şekilde kilo vermeye yardımcı sadece Biber hapı olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Biber hapı faydalarından yararlanmak için yapmanız gereken <span style="color: #ff0000;"><strong>Biber hapı</strong></span> satış yerlerinden temin etmektir. ve garantili Biber kapsülü ile kilo vereceksiniz. Oldu Kasa ve diğer dokulara yeterli oksijenin ulaşması; solunumla yeterli oksijenin alınmasına ve bunun dolaşıma geçmesine, kalbin pompa gücünün yeterli olmasına, oksijeni taşıyacak hemoglobinin kanda yeterli konsantrasyonda bulunmasına, arter basıncının optimum olmasına, ve nihayet arter kanallarının yeterli açıklıkta bulunmasına bağlıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kalp kası</strong> oksijen azlığına iskelet kasından daha dayanıksızdır; bu nedenle iskemik durumlarda kalp kasında daha kolay laktat birikir ve ağrı olur. Yakıt olarak sadece glukozu kullanabilen beyin için glukozsuz kalmakla oksijensiz kalmak aynı sonucu verecektir. Beyin günde ortalama 140 g kadar glukoz kullanmaktadır (560 kcal). Gıdalarla hiç karbonhidrat alınmıyorsa bunun glukoneogenez ile karşılanması gerekecektir; glukoneogenez ile ortalama günde 130g kadar glukoz üretilir. Eritrositler de beyin gibi yakıt olarak sadece glukoz alınabilir.</p>
<p>Kozu kullanabilirler. Bu bakımdan diyetle günlük en az 50 g karbonhidrat alınması doğru olur. Bir mol glukoz bir kalorimetrede CO2 ve suya kadar yakılsa yaklaşık 2870 kj (687 kcal) enerji ısı olarak serbestleşir. <span style="color: #ff0000;">Oksidasyon dokularda</span> gerçekleştiği zaman gene ısı enerjisi ortaya çıkar ama enerjinin bir kısmı da yüksek enerjili fosfat bağları halinde tutulur. Optimal şartlarda aerobik glikolizde 38 mol&#8217;e kadar ATP husule gelebilir ki bu da kullanılan bir mol glukozun enerjisinin % 68 i kadarına karşılık gelmektedir. Glukozun aeorbik glikolizinde önemli rolü olan pirüvat dehidrogenaz sisteminde tiamin (Bl vitamini) rol alır. Glukozun fazlası asetil koA üzerinden yağ asitleri sentezine kayar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapizayiflama.org/kalori-yakmada-etkiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Protein Bakımından Zengin Besinler</title>
		<link>http://www.biberhapizayiflama.org/protein-bakimindan-zengin-besinler.html</link>
		<comments>http://www.biberhapizayiflama.org/protein-bakimindan-zengin-besinler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 11:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Biber Hapı Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[Zengin Besinler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapizayiflama.org/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[Biber Hapı Zayıflama Makalesi: Normal içme sütü ne kadar zengin bir protein, şeker, yağ, vitamin ve mineral kaynağı ise kefir de aynı düzeyde bu besin elementleri yönünden zengindir. Ne bir eksik ne de bir fazla. Ancak kefirin normal içme sütü ve diğer pek çok süt ürünü ile karşılaştırıldığında sahip olduğu avantaj, içersine önceden ilave edildiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.biberhapizayiflama.org/wp-content/uploads/2009/12/proteinler.jpg"><img src="http://www.biberhapizayiflama.org/wp-content/uploads/2009/12/proteinler-150x150.jpg" alt="" title="proteinler" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-97" /></a>  <a href="http://www.biberhapizayiflama.org" title="Biber Hapı Zayıflama">Biber Hapı Zayıflama</a> Makalesi: Normal içme sütü ne kadar zengin bir protein, şeker, yağ, vitamin ve mineral kaynağı ise kefir de aynı düzeyde bu besin elementleri yönünden zengindir. Ne bir eksik ne de bir fazla. Ancak kefirin normal içme sütü ve diğer pek çok süt ürünü ile karşılaştırıldığında sahip olduğu avantaj, içersine önceden ilave edildiği probiyotikler sayesinde bir ön sindirime tabi tutulmuş olması ve dolayısı ile <strong>proteinler</strong>inin, şeker ve yağının bağırsaklardan daha kolay emilebilmesidir. Kefirin diğer süt ve süt ürünleri ile karşılaştırıldığında söz konusu bu çok daha kolay sindirilebilirlik düzeyi doğal olarak onun zengin besin içeriğinden daha fazla yararlanma olasılığını gündeme getirmektedir.<span id="more-96"></span> Yani kefirle süt ve süt ürünlerindeki aynı miktar besin elementlerini alıyorsunuz. Ancak diğer süt ve süt ürünleri ile aldığınız bu besin elementleri protein, yağ ve şekerin bir kısmı tam olarak emilmeden dışkı ve idrara karışabiliyorken kefirde aynı maddeler çok daha öncesinde probiyotiklerin etkisine maruz kaldığından ve bir ön sindirime maruz bırakıldığından daha bol miktarda emilebiliyor, hazmedilebiliyor.<br />
Gıdalarla probiyotik tüketiminin sağlık açısından güvenilirliği: Yukarıda da değindiğim üzere, probiyotik canlılar öncelikle vücut ve metabolizma üzerinde sağlık açısından olumlu etkiler meydana getirebilen yararlı mikroorganizmalardır. Uzun yıllardan beri de özellikle fermente süt teknolojisi nin temelini oluşturan mikroorganizmalar olup fermente süt ürünleri tüketimi ile zararlı etkilere yol açmadan tüketilmektedir. Ancak her ne kadar durum böyle ise de bazı istisnaları dikkate almak gerekmekte ve bu konuda da aşırıya gidilmesinin ve kontrolsüz probiyotikli gıda teknolojisi uygulamalarının tüketici sağlığına yarardan ziyade zarar getireceğinin altını çizmek gerekiyor. Öncelikle unutulmaması gereken, bu yararlı canlıların da sonunda birer canlı, birer mikroorganizma olduğu gerçeğidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapizayiflama.org/protein-bakimindan-zengin-besinler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antibiyotikler ile vitamin almak zorunlu değildir</title>
		<link>http://www.biberhapizayiflama.org/antibiyotikler-ile-vitamin-almak-zorunlu-degildir.html</link>
		<comments>http://www.biberhapizayiflama.org/antibiyotikler-ile-vitamin-almak-zorunlu-degildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 08:55:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Antibiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[Karaciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biberhapizayiflama.org/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Biber Hapı makalesidir; Bugün bazı hastane polikliniklerinde, hekim ve hattâ diş hekimi muayenehanelerinde tedavi amacı ile verilen her antibiyotik reçetesine bir de vitamin ilâcı yazılmaktadır. Bu tamamıyla hatalı bir görüştür ve bilimsel bir kanıya dayanmamaktadır. Burada, bu yanlışlık bilimsel yönden açıklanacaktır. Aslında bugün antibiyotiklerin dahi, gerçek amacı dışında, ateş düşürücü ve hattâ ağrı dindirici olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.biberhapizayiflama.org" title="Biber Hapı">Biber Hapı</a> makalesidir;<br />
Bugün bazı hastane polikliniklerinde, hekim ve hattâ diş hekimi muayenehanelerinde tedavi amacı ile verilen her antibiyotik reçetesine bir de vitamin ilâcı yazılmaktadır. Bu tamamıyla hatalı bir görüştür ve bilimsel bir kanıya dayanmamaktadır. Burada, bu yanlışlık bilimsel yönden açıklanacaktır.<br />
Aslında bugün antibiyotiklerin dahi, gerçek amacı dışında, ateş düşürücü ve hattâ ağrı dindirici olarak yazıldığı ve kullanıldığı bir gerçektir. İşte bu antibiyotiklerle birlikte bir de vitamin hapı almak adeta tıp prensibi haline gelmiştir. Daha 60 yıl evvel, benim genç hekimlik çağımda bir hayal, bir efsane halinde bilinen vitaminlerin bugün bir madde olarak tıp ve tedavi alanına sürülmeleri muhakkak ki büyük bir aşamadır.<span id="more-13"></span> Her kazanılan yeni şeyde olduğu gibi, bu da bu gün, tam yerinde kullanılmamaktadır. Konuya başlamadan evvel şu ilkeleri belirtmekte yarar görmekteyim:<br />
1-	Normal ve çeşitli yapılan bir beslenme ile hiçbir zaman bir vitamin yokluğuna bağlı bir hastalık görülmez.<br />
2-	Beslenmede eğitim yetersizliği, tek taraflı beslenmeler, beslenmede fena alışkanlıklar, tüberküloz ve kanser gibi kronik hastalıklar, kişide sindirim asit ve mayalarında ileri derecede azlık veya yokluk, çok ağır işlerde çalışıp da bu çalışmanın gerektirdiği oranda besin maddesi alamama, bulûğ çağı, hamilelik, emziklilik, gibi günlük ihtiyacın arttığı koşullar, ekonomik nedenlere bağlı olmaksızın bazen Hipokarans dediğimiz hafif vitamin eksikliği belirtileri ortaya koyabilir. Birkaç gün gibi çok kısa bir süre; hatta tam bir yetersiz beslenme bahse konu olsa, hiçbir zaman vitamin eksikliği belirtileri görülmez. Vitamin eksikliği belirtisi görülebilmesi için yetersiz beslenmenin uzun süre, hatta aylarca sürmesi gerekir. Vücudumuz bu eksikliği kendi depolarından uzun süre kapatabilir. Vitamin eksikliği belirtisi daima doku bozukluğu şeklinde oluştuğundan bu da az çok uzun bir sürede gelişir.<br />
3-	Vitaminler çok hassas maddeler olup ışık, ısı, hava, asit, alkalin gibi ajanlara karşı dayanıksız oldukları gibi, beklemekle de etkileri azalabilir. Bu bakımdandır ki, eczanelerimizde çeşitli şekilde bulunan vitamin ilaçlarında ne miktar vitamin bulunduğu bilinemez. Sebze ve meyvelerde de durum böyledir. Bayatlayan sebze ve meyveler gün geçtikçe vitamin değerlerinden kaybederler. İşte bu nedenledir ki, son zamanlarda vitaminli ampullerüyofilize bir teknikle yapılmaktadırlar. Bu teknikle vitamin aktivitesi daha iyi korunmaktadır.<br />
4-	Bildiğime göre, vitaminler memleketimizde ne sentez yolu ile ve ne de sebze ve meyvelerden yapılmakta, Avrupa&#8217;dan kristal halinde getirilerek bizde çeşitli ilaç şekillerine sokularak ambalajlanıp piyasaya sürülmektedir. Yani VİTAMİN = DÖVİZ problemi de vardır.<br />
6-	Memleketimiz çeşitli besin maddeleri bakımından o kadar zengindir ki, dünyada bu durumda bulunan 7 ülkeden birisi olmakla övünüyoruz. Her şeyin en iyisi, en garantilisi en natüreli bulunduğuna, hiçbir mevsim taze meyve ve sebzemiz eksik olmadığına göre çok nadir haller müstesna, vitamin eksikliği nedeni ile vitaminli ilaçlara hiçbir tıbbi ihtiyaç ve zorunluluk yoktur.<br />
7-	Ancak bazı özel hallerde, bir yetersizlik düşüncesine bağlı olmaksızın, vitaminleri diğer farmakolojik özelliklerinden yararlanmak amacı ile bir ilaç gibi kullanmak mümkündür. Meselâ Nevraljiler, Nevritler, (sinir ağrıları ve iltihapları), Sanlıklar, Karaciğer hastalıkları, asit azlığı veya yokluğu olan mide iltihaplarında, uzun süren hastalık nekahetlerinde olduğu gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biberhapizayiflama.org/antibiyotikler-ile-vitamin-almak-zorunlu-degildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

